24 Ocak deyip dururlar. Herkes bir şey konuşur bu tarih hakkında. Hakikaten neden önemli bu kadar bu tarih? Bakalım:
41 – Caligula lakabıyla tanınan, Roma İmparatoru muhafızları tarafından öldürüldü.
1679 – İngiltere Kralı II. Charles parlamentoyu feshetti.
1848 – Kaliforniya’da altın bulundu.
1921 – Ankara-Sivas demiryolunun inşasına ilişkin yasa TBMM’de kabul edildi. Hattın inşası 1930 yılında tamamlandı.
1921 – Çerkez Ethem’in güçleri dağıtıldı.
1924 – Rusya’da St. Petersburg şehrinin adı, devrimci liderin (V.İ. Lenin) anısına Leningrad olarak değiştirildi.
1927 – Eczacılar ve eczaneler hakkında kanun Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde kabul edildi.
1927 – Alfred Hitchcock’un ilk filmi The Pleasure Garden Birleşik Krallık’ta gösterime girdi.
1935 – İlk kutu bira, Krueger Brewing Company tarafından Richmond, Virjinya’da (Amerika Birleşik Devletleri) satışa sunuldu.
1938 – İzmir Telefon Şirketi hükümetçe satın alındı.
1943 – II. Dünya Savaşı: Franklin D. Roosevelt ve Winston Churchill’in katıldığı Casablanca Konferansı sona erdi.
1946 – Birleşmiş Milletler, Uluslararası Atom Enerjisi Komisyonu’nu kurdu.
1946 – Cumhuriyet Halk Partisi Sanat Ödülü’nü 35 Yaş şiiriyle Cahit Sıtkı Tarancı kazandı.
1949 – Behçet Kemal Çağlar Cumhuriyet Halk Partisi’nden ve milletvekilliğinden istifa etti.
1955 – Zonguldak’ta, Ereğli Kömür İşletmelerine bağlı Gelik ocağındaki grizu patlamasında 52 madenci öldü, 19 madenci yaralandı.
1956 – Eskişehir Cezaevi’nde 388 mahkûm ayaklandı.
1959 – İstanbul Küçükyalı’da Neşe Sineması çöktü; 37 kişi öldü, çok sayıda kişi yaralandı.
1961 – Marilyn Monroe ile Arthur Miller boşandılar. Çift beş yıldır evliydi.
1961 – Yassıada duruşmalarında Başsavcı Altay Ömer Egesel, Adnan Menderes’in idamını istedi.
1963 – Kara saplanan tren haber yapmak isteyen iki Hürriyet gazetesi yazarının donmuş cesetleri bulundu.
1972 – Mahir Çayan’a dedesinden kalan mirasa sıkıyönetim mahkemesi tarafından el konuldu.
1972 – İsmet İnönü “Siyasi suçlar için idam olmamalı” dedi ve sıkıyönetimin kaldırılmasını istedi.
1972 – Guam ormanlarında 2. Dünya Savaşı’ndan beri teslim olmamak için saklanan bir Japon askeri bulundu.
1978 – Sovyetler Birliği’ne ait nükleer reaktör taşıyan Cosmos 954 adlı uydu Dünya atmosferine girerken yanarak parçalandı
1983 – 1. Ordu ve İstanbul Sıkıyönetim Komutanlığı Cumhuriyet gazetesinin basımı, yayımı ve dağıtımını yasakladı. Nadir Nadi ve yazı işleri müdürü Okay Gönensin hakkında dava açıldı.
1984 – Macintosh bilgisayarlar piyasaya sürüldü.
1986 – Voyager 2 uydusu, Uranüs’ün 81.500 km yakınından geçti.
1989 – Seri katil Ted Bundy, 1978′de 12 yaşındaki Kimberley Leach’i kaçırıp öldürmek suçundan, Florida’da elektrikli sandalye ile idam edildi.
1993 – Milliyetçi Çalışma Partisi, adını Milliyetçi Hareket Partisi olarak değiştirdi.
1993 – Gazeteci ve yazar Uğur Mumcu, otomobiline yerleştirilen bombanın patlaması sonucu öldürüldü.
1994 – Türkiye’nin ilk haberleşme uydusu TÜRKSAT-1, fırlatıldıktan 12 dakika 12 saniye sonra okyanusa düştü.
2001 – Diyarbakır Emniyet Müdürü Gaffar Okkan, 4 koruması ve şoförü, uğradıkları silahlı saldırıda öldürüldü.
2004 – NASA’nın Opportunity adlı aracı, ikizi Spirit’ten iki hafta sonra Mars yüzeyine indi.
2006 – İran’ın güneybatısındaki Ahvaz kentinde meydana gelen iki patlamada 8 kişi öldü, 40′tan fazla kişi de yaralandı.
2008 – Gaziantep’te, terör örgütü El-Kaide’ye yönelik eş zamanlı on sekiz ayrı operasyonda bir polis şehit oldu, yedi polis ile bir vatandaş yaralandı.
Gördüğünüz gibi dilimize pelesenk olacak kadar çok şey yokmuş gibi duruyor. Uydu düşmeleri ve suikastlarıyla meşhur bir günümüz 24 Ocak. Sonra aklımıza kararlar geliyor. Kararlar… 24 Ocak kararları
24 Ocak Kararları, 24 Ocak 1980 tarihinde ekonomik literatüre geçen ve yapısal dönüşümleri içeren bir program.
Süleyman Demirel, 1979 yılında Başbakanlık Müsteşarlığı’na getirdiği Turgut Özal’a yeni bir ekonomik istikrar programı hazırlama görevi vermiş ve bu program kısa sürede hazırlanmıştı. Bir başka deyişle IMF tarafından hazırlanmış olan program, 24 Ocak 1980′de kamuoyuna açıklandı.
IMF’nin daha önce yaptıramadığı isteklerini içeren program; Türkiye’yi tek taraflı olarak yabancı sermayeye açmış, 24 Ocak Kararları’nın ana hatları şu şekildedir:
- %32,7 oranında devalüasyon yapılarak günlük kur ilanı uygulamasına gidilmiş,
- Devletin ekonomideki payını küçülten önlemler alınmış,KİT’lerdeki uygulamaya paralel olarak tarım ürünleri destekleme alımları sınırlandırılmış,
- Gübre, enerji ve ulaştırma dışında sübvansiyonlar kaldırılmış,
- Dış ticaret serbestleştirilmiş, yabancı sermaye yatırımları teşvik edilmiş, kar transferlerine kolaylık sağlanmış,
- Yurtdışı müteahhitlik hizmetleri desteklenmiştir.
- İthalat kademeli olarak libere edilmiş, ihracat; vergi iadesi, düşük faizli kredi, imalatçı ihracatçılara ithal girdide gümrük muafiyeti, sektörlere göre farklılaşan teşvik sistemi ile teşvik edilmiştir.
Bu kararlarla hayatımız daha mı iyi olmuştur, daha mı kötü… Bunu tartışalım.
24 Ocak Kararları’nın iyiliği kötülüğünü tartışmak, aslında tekerleğin icadına karşı durmak gibi bir durum..
Türkiye’nin kendi içine kapalı yapısını kırıp, dünyaya açılma tarihidir 24 Ocak.. Karma ekonomiden serbest piyasa ekonomisine geçilmiş, ekonomik liberalizm Türkiyeye girmeye başlamıştır bu tarihte..
Serbest Piyasa ekonomisinin bir çok eksisi olduğu gibi, karma ekonomininde eksileri, tersi durumdaysa iki ekonomik sistemin artıları mevcuttur… Son yaşanan ekonomik krizin ardından, ABD ve Avrupa’da karma ekonomik modele yakın tedbirlerin alınması, iki sisteminde tek başına temel gerçek olmadığını açıklıyor.. Ama biz yıllarca ve hala, her konuda ak ve kara şeklinde taraf tutarak tartışmayı sevdiğimiz için, bir kısmımız tukaka serbest piyasa dedi, diğeri “gomünist” işi karma ekonomi diye aşağıladı..
Ekonomik tartışmaları bir yana bırakıp, türk halkının tamperamanıyla ilgili bir şeyler söylemek lazım..
“Değişim İsteği” ve “İçene kapanmayıp dışa açık olma arzusu” Anadolu topraklarında yaşayan bu halkı en yalın halde anlatacak iki olgu.. (Buna bağlı olarak statükoya karşı durmak – devlet erkinden hoşlanmamak ve TSK’yla sorunu olmak)
24 Ocak kararlarının mimarı Turgut Özal’dır. Aynı zaman MGK’nın kurduğu darbe hükümetinde ekonomiden sorumlu başbakan yardımcısıdır.. 24 Ocak karararlarının, ilk iki kötü etkisi bu darbe döneminde gerçekleşir; banker skandalı ve hayali ihracat dönemi… Banker skandalıyla halkın parası buhar olup uçar, hayali ihracatlar sonucundaysa devletin kasası boşalır.. Serbest piyasa ekonomisine geçiş sürecinde gerekli yasal düzenlemelerin yapılamaması hırsızlığın tırmanmasına neden olmuştur.. Bu krizlerden sonra Özal görevinden istifa eder.. Fakat, bütün bu olumsuzluklara rağmen ilk serbest seçimlerde, darbeci general Evren’in aksi yöndeki propagandasına rağmen, Özal’ın Anavatanı 1. parti olur.. Halk, 24 Ocak kararlarını, serbest piyasa ekonomisini, ekonomik liberalizmi benimsemiştir.. Çünkü temel gereksinimlerine cevap vermektedir bu sistem; değişiyordur Türkiye ve içine kapanmayıp dışarı açılıyordur..
Yukarıdaki tarihlere bakınca 2 olay ilgimi çekti;
1972 – Mahir Çayan’a dedesinden kalan mirasa sıkıyönetim mahkemesi tarafından el konuldu.
İnanılmaz bir olay.. Hak, hukuk tükenmiş.. Kapitalizmin olmazsa olmazı “miras”, ceberrut devlet tarafından engellenmiş.. Tamda Türkiye halkının devletten ve askerden rahatsızlık duymasına örnek gösterilecek bir olay.. Artık Türkiyede böyle örneklerin yaşanmayacağına eminiz.. 24 Ocak’ın bu değişimdeki payı tartışılmaz..
1972 – Guam ormanlarında 2. Dünya Savaşı’ndan beri teslim olmamak için saklanan bir Japon askeri bulundu
O Japon askeri yerine Türkiye’yi koyabiliriz.. İsmet İnönü’nün bütün zorlamalarına rağmen değişime direnen, adamı “Atatürk Düşmanı” ilan eden, değişimi ve dışa açılmayı reddetmeyi “tam bağımsızlık” olarak algılayan ve algılatmaya çalışanlar, aynı bu Japon askeri gibidir.. Ceberut devlet 24 Ocak kararlarından sonra gücü devredecektir.. Hemencecik değil, adım adım yavaş yavaş.. Değişimin kapısı açılmıştır ve buna direnen yok olup gidecektir..
İşin garibi, DevYol’luların yıllar önce çok doğru bir şekilde tesbit ettikleri gibi, 24 Ocak Kararlarının uygulanabilmesi için askerin müdahalesi gerekmekteydi.. (24 Ocak Kararlarının ilanından kısa bir süre sonra bu tesbiti yaparlar).. Ve asker müdahale etti de.. 12 Eylül’ü bu açından okumak gerekir.. 24 Ocak’ta yazılan acı reçetenin, kapitalizmin hasını Türkiyeye getirecek olan kararların, toplumsal muhalefetten uzak bir şekilde hayata geçirilmesi gerekmekteydi.. Asker görevini yaptı, muhalefeti susturdu, zor kullanarak ülkeyi 3 sene idare etti ve 24 Ocak Kararları ülkede yerleşti.. Ama asker kendi ipini çekti.. Şimdi bulunduğumuz noktadan geriye baktığımızda, askeri vesayeti ve ceberut devleti yıkılmaya götüren süreç, yine 24 Ocak’la başlatmıştı..
Turgut Özal önemli bir isim. Darbe öncesi var, darbede var ve darbe sonrasında, darbeci generallerinin engellemesine rağmen yine mevcut.. Birileri getirmedi onu bu göreve (CIA,USA gibi komplo teorilerine gerek yok).. Türkiye halkının değişim ve içine kapanmama arzusu Özal’ın ve serbest piyasa ekonomisinin önünü açtı..
Ama bir diğer tarih var ki, o da çok önemli;
1993 – Gazeteci ve yazar Uğur Mumcu, otomobiline yerleştirilen bombanın patlaması sonucu öldürüldü.
12 Eylül darbecilerinin Kürtleri “dağda yürüyen Türkler, karda yürüdükleri için kar kurt diye ses çıkıyorlar, o yüzden isimleri Kürt” saçmalamasıyla görmezden gelişi; buna bağlı olarak Türkiyenin kürt politikası oluşturamaması; Abd’nin OrtaDoğudaki çıkarlarını gözetmek açısından Kürtleri ve özellikle Barzaniyi kullanması…
Kürt sorunu ve PKK üzerine çalışmalar yaptığı sırada öldürülen Uğur Mumcu.. Bir kez daha anlıyoruz ki, Türkiyenin acilen Kürt Sorununu çözmesi gerekmektedir..
Eh, bir de, sosyal demokratlarımızın, devlet korumacılığını bir yana bırakarak, ideolojilerinin özüne dönmeleri, sosyal demokrasiye uygun politikalar üretmeleri gerekmektedir.. 24 Ocak kararlarının toplum ve halk üzerindeki çürütücü etkisini yok etmek, kapitalizmin sömürüsünden bu halkı koruyabilmek için, sosyal demokratların devleti korumayı bir kenara bırakıp, öncelikle kendilerini değiştirmeleri, dönüştürmeleri gerekmektedir.. 12 Mart’a direnen Ecevit CHP’sine dönmek, doğru bir başlangıç olacaktır..